Jeolojik zamanlar, Dünya’nın oluşumundan günümüze kadar meydana gelen olayları anlamak ve sınıflandırmak için daha
çok fosillerin ve çeşitli radyoaktif maddelerin incelenmesiyle (radyometrik metodlar) oluşturulmuştur.
Dünya’nın oluşumundan itibaren meydana gelen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişki, kronolojik bir sistemle jeolojik
zaman cetveli adı verilen tablo ile gösterilir.
Jeolojik zaman cetvelindeki dönemlerin ayrılmasında genel olarak yeryüzü şekillerinin oluşumu ve değişimi,
iklim değişiklikleri ve bazı canlı türlerinin ortaya çıkması veya yok olması gibi olaylar esas alınmıştır.
TÜRKİYE’NİN JEOLOJİK GEÇMİŞİ
Türkiye’nin sahip olduğu arazilerin önemli bir kısmı son jeolojik zamanda oluşmuştur.
Ayrıca ülkede I ve II. Jeolojik Zaman’da oluşmuş arazilere de rastlanır. Bu nedenle tektonik anlamda genç bir araziye sahip olan Türkiye; yükselti, engebe, volkanik arazi ve sıcak su kaynaklarının fazla olduğu ve depremlerin oldukça sık yaşandığı bir ülkedir.
Paleozoyik
Türkiye’de Paleozoyik’e ait alanlar çok yaygın değildir.
Bu jeolojik zamanda Zonguldak, Alanya, Anamur, Mardin, Aydın, Yıldız Dağları ile Biga Yarımadası çevrelerinde tortul ve metamorfik araziler oluşmuştur.
Zonguldak ve Bartın’da taş kömürü yatakları oluşmuştur
Mesozoyik
Tethis Denizi suları altında bulunmaktadır.
Anadolu’nun birçok yerinde bu dönemde yaşamış canlılara ait fosiller bulunmaktadır
Türkiye’de deniz altı volkanizması çok yaygındır.
Özellikle Kuzey Anadolu Dağları’nda bu volkanik sahalar daha fazla oluşmuştur.
Senozoyik
Anadolu’nun büyük bir kısmının kara hâline gelmiştir.
Senozoyik’in başlarında Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları oluşmuştur.
Günümüzdeki volkanik dağların büyük çoğunluğu da bu dönemde oluşmaya başlamıştır.
Kuvaterner’de Ege Denizi ve boğazlar oluşmuştur.
Karadeniz deniz özelliği kazanmıştır.
Anadolu ve yakın çevresi ise bugünkü görünümünü almıştır.
Bu dönemde epirojeneze bağlı olarak Anadolu toptan yükselmiştir.
Türkiye kuzeyde Avrasya Levhası, güneyde ise Afrika ve Arabistan levhaları ile çevrilidir.
Diğer levhalara göre büyük olan Avrasya Levhası, daha yavaş hareket eder.
Buna karşılık Afrika Levhası’nda her yıl yaklaşık 10 mm’lik bir hareket söz konusudur.
Arabistan Levhası da yaklaşık 20 mm kuzeye doğru hareket etmektedir.
Bunun sonucunda arada sıkışan Anadolu Levhası’nın ise her yıl yaklaşık 20-30 mm batıya doğru hareket ettiği görülmektedir.
